G-string Out

G-String OUT – Şort Don IN
‘French ‘ Kniker’ olarak da bilinen dantelli şort donlar Yeni İnci Underwear ile sonbahar ‘ kış aylarına damgasını vuracak.

Yaz aylarında revaçta olan G-Stringler yerini dantelli şort donlara bırakmaya hazırlanıyor. 1930′lı yıllarda popüler olan şort tipi paçalı donlar Yeni İnci Underwear ile tekrar moda olacak. Bu çamaşırlar en az G-stringler kadar iddialı ve seksi

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

İşyerimde Sorunlar Var…

İşyerimde sorunlar var…
İşyerimde sorunlar var…

İşyeriniz bazen probemli bölge haline mi geliyor? Ve buna dayanamıyor, stres yapıyor, kızgınlık içinde işlerinizi halletmeye mi çalışıyorsunuz? Çalışma arkadaşlarınızın davranışları siz de sorun haline mi geldi? İşte size işyerinizde meydana gelebilecek sorunlara, kızgınlıklara karşı dokuz somut çözüm önerisi;

PISST, BURADA UFAK BİR SORUN VAR…

Şirkette hakkımda dedikodu yapılıyor. Bu konuda ne yapabilirim?
Siz siz olun ve bir an evvel bu konuda konuşun. Yoksa dedikodular genişleyip etrafa iyice yayılır ve gerçekmiş gibi gösterilir. Sonunda da öyle kalır ve herkes doğru oladuğuna inanır. Konuyu doğrudan konuşun. Örneğin; ‘duydum ki hakkımda konuşuyor musşunuz…’ diye başlayın söze. Böyle bir konuşmanın üzerine genellikle dedikoducular susacaktır. Böylece de hakkınızdaki olmadık söylentilere son vermiş olacaksınız.

Herkes grupça öğle yemeğine çıkıyor ve kimse bana sende gelmek ister misin diye sormuyor. Bunu nasıl değiştirebilirim?
Bu durum genellikle bir yanlış anlamaya dayanır: belki de işe yeni başlayan sizi biraz havalı, kibirli buluyorlar. Çünkü onlarla konuşup birşey sormuyorsunuzdur ve onlara takılmıyorsunuzdur. Bu nedenle onlarla bu konuyu direk konuşun veya birşey demeden sadece ‘aa yemeğe mi? Durun bende geliyorum’ deyip, onlara katılın. Sizi redetmeyeceklerdir.

İş arkadaşım istediği zaman işe gelip, istediği zaman gidiyor. İşten kaytarıyor. Bu konuda ne yapabilirim?
İş arkadaşınız, işe ne zaman isterse gelip, ne zaman isterse gidiyor. İşleri bu kadar ihmal etmesine rağmen üstüne bir de tatil yapıyor, çünkü kendince ayrıcalıkları var. Ve tüm bunlar sizi kızdırıyor! Bu durum işinize zarar veriyorsa ve daha fazla iş yapmanıza neden oluyorsa, ve elinizde de çalışma arkadaşınıza göz dağı verecek kanıtlarınız varsa, harekete geçin. Ancak kanıtlarınız yoksa, onu taklit edip yaptıklarını yapın, belki bu sayede aklı başına gelir, ya da oduğunuz gibi çalışmaya ve tabii ki de kızmaya devam edin.

ÇATIŞMALAR…

Kendimi çok çalışıyormuş gibi hissediyorum. Omuzlarımda çok fazla iş yükü var. Patronuma bunu nasıl söylerim?
Önce kendinize işlerin size neden fazla geldiğinin bir açıklamasını yapın. Örneğin özel yaşamınızda problemler yaşıyorsanız, stres ve üzüntü içindeyseniz bunu patronunuza çok detaya girmeden açıklayıp, bir iki hafta daha erken çıkmak istediğinizi dile getirin. Ancak size çok yüklenildiğini düşünüyorsanız, patronunuza somut bazı fikirler önerip, teklifler yapın.

Ofisimi hırçın bir iş arkadaşıyla paylaşmak zorundayım. Onunla nasıl başedebilirim?
Birlikte çalışmayı bir meydan okuma olarak görün. Kendinizi savunmayı ve anlaşmazlık durumlarında hemen konuşmayı öğrenin. Psikolojiden bir öneri; örneğin çalışma arkadaşınız size yardım ettiğinde yani hoşunuza giden davranışlar durumunda bunu övün, hoşunuza gitmeyen ve istenmeyen davranışlara da tepki verin.

Masa arkadaşım sürekli özel telefon görüşmelerini sesli yapıyor. Bu da beni son derece rahatsız ediyor. Kendimi nasıl savunabilirim?
Masalarınızın arasına konabilecek bir paravan veya panel bu işe kesin çözüm bulacaktır. Ancak bunların hiçbiri yardımcı olamıyorsa, şefinize gidip durumu şikayet etmeden anlatıp , isteğinizi dile getirin. Sonuçta söz konusu olan iş konsantrasyonunuz ve bunun sonucunda da şirketin verimliliği. Önemli nokta: problemi anlatırken iş arkadaşınızı şikayet etmeyin, sadece problemi dile getirin.

RAHATSIZLIK VEREN FAKTÖRLER…

Patronum sürekli yaralayıcı ve kırıcı yorumlarda bulunuyor. Kötü bir niyeti yok ancak bu beni yine de rahatsız ediyor. Ne yapabilirim?
Bu konuda tek birşey yardımcı olabilir, o da sitemde bulunmadan doğrudan onunla konuşmak, örnekler vermektir. ‘Espirileriniz güzel ancak zaman zaman söylediklerinizden alınıyorum, örneğin…’ gibi cümlelerle olayı ona anlatabilirsiniz. Ayrıca iyi bir performans karşısında patronunuzdan takdir edici sözler de duymak istediğinizi hafiften belirtin.

İş arkadaşım sürekli pencereleri açıyor, üşüyorum. Onunla nasıl uzlaşabilirim?
İkiniz de belirli kurallara uymayı deneyin. Örneğin iş arkadaşınız yarım saatte bir üçer dakika olmak üzere pencereleri açıp hava alsın. Siz de onun söylediği bazı kurallara uyun. Ancak eğer uymamamakta diretirse odalarınızı değiştirmekten başka yapacak birşey kalmıyor.

Çalışma arkadaşım ter kokuyor. Onu kırmadan bunu nasıl söyleyebilirim?
Susmak hiçbir zaman çözüm değildir. Ter kokusu sinirlerinizi daha da bozar ve her zaman sataşacak bir neden ararsınız. Onunla yalnızken konuşmaya çalışın. Onunla olmayı sevdiğinizi, keyif aldığınızı anlatın. Konuşmalarınızda köprüler oluşturun. Örneğin ‘çoğumuz yoğunluktan birçok şeyin farkına varamayız, terlediğimizin bile…’ gibi. Ancak baktınız böylesi olmayacak ona güzel bir parfüm de hediye ederek olayı çözmeyi deneyebilirsiniz.

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

-Kadına karşı şiddet- AİHM yolunda
-Kadına Karşı Şiddet- Avrupa Birliği’ne giriş süresinde Türkiye’nin çözümlenmesi gereken sorunlardan biri.

Tüm uluslararası sözleşmeler ve yasalar çerçevesinde, -Kadına Yönelik Şiddet-e karşı düzenlenen kampanyalar birbirini izliyor. Bu kapsamda 4329 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun çıkarıldı.

Bu kanunun da yetmediği, AİHM’e uzanan bir örnekle gündeme geldi. Avukat Habibe Yılmaz Kayar ‘ın açtığı dava şöyle:

Kadın kocası tarafından dövülüp, mahkemeye gider. Kocanın kadına yaklaşması yasaklanarak, koruma kararı çıkar. Aradan zaman geçer. Koruma kararının yasal süresi dolar ve kadın korumasız kaldığından, koca bir kez daha karısını döver. Doktor raporuna karşın, mahkeme ikinci kez koruma vermeye yanaşmaz.

Tüm hukuksal yolların tıkandığı noktada, İstanbul Barosu avukatlarından Habibe Yılmaz Kayar devreye girerek şiddete uğradığı için koruma talebi reddedilen kadının avukatlığını aldı ve AİHM’e başvuruda bulundu. Mahkeme Kayar’ın başvurusunu kabul etti.

Kayar, bianet’e yaptığı açıklama da şunları söyledi:

-4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun amacına aykırı fiili uygulamalar, şiddete karşı korunma isteğinin reddi, yasalar ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde korunan bir çok maddenin ihlali sebebiyle, iç hukuk yolları tükenmiş olduğundan AİHM ne başvuru yapmıştık. Dosyamız görülmek üzere kayda girdi-.

Kayar, sorularımıza verdiği yanıtta, Türk mahkemelerindeki sürecin, kendisinin devreye girmesinden çok daha önce başlamış olduğuna değindi.

-Bu dosyayla ilişkim, şiddet vakasının ikinci aşamasından sonra oldu. Müvekkilim olan şahıs daha önce kocasından gördüğü şiddet nedeniyle, mahkemeye başvurarak koruma kararı almış. Yasal süre bitip, koruma kaldırılınca eşi tarafından yeniden şiddete uğramış ve tekrardan koruma isteğinde bulunmuş ama, isteği reddedilmiş. Ben bu aşamada devreye girdim.-

Ne yaptınız bu durumda?

Başka bir mahkemeden koruma kararı çıkartalım, dedik. İlk engel orada çıktı. Darp olayının başka bir adliye de olduğu belirtilerek, görevsizlik kararı verildi. Bizde işaret edilen mahkemeye başvuru yaptık.

Darp var ve mahkeme reddediyor, değil mi?

Evet, kadın, korumanın yasal süresi biter bitmez koca tarafından darp ediliyor. Rapor var ama, mahkeme yeniden koruma vermeyi reddediyor. Biz de, bunun üzerine zaten -görevsizlik- veren mahkemeye başvuru yaptık. Orada ilk engele çarpınca, yeniden, korumayı reddeden ve görevli olan adliyeye, elimizdeki raporla başvuruda bulunduk.

Korumayı reddeden mahkeme bu kez ne yaptı?

Koruma talebimize dört gün içinde yine ret yanıtı verdi.

Neden?

Ayrıntıya girmeyeyim, tamamen teknik gerekçelerle. Biz de bunun üzerine itirazda bulunduk. 20 gün sonraya duruşma günü verildi. Yine koruma talebi reddedildi. Darp raporuna rağmen. Usule uygun olmayan bir ret kararıydı. Zira, yasaya göre şiddete maruz kalma ihtimali bile, koruma kararı verilmesi için yeterli bir karar. İspatlanmış bir şiddet söz konusu. Buna rağmen reddedildi.

Ve siz de AİHM’e başvuru yaptınız?

Çünkü, iç hukuk yolları tıkanmıştı ve tek yol olarak AİHM kalmıştı. Nihai karardan sonra yapacak bir şey yok. O yüzden AİHM’e başvurduk. Şiddete karşı korunma isteğinin reddi, yasalar ve sözleşmede korunan bir çok maddenin ihlali sebebiyle, iç hukuk yolları tükenmiş olduğundan AİHM’e başvuru yaptık.

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

Bir Tokattan Ne Çıkar!

Bir tokattan ne çıkar!
Hükümet, Avrupa Birliği’ne uyum ve aile içi şiddeti azaltmak amacıyla getirilen yeni ceza sisteminden geri adım atıyor.

Aile içi şiddeti yeniden -şikâyete bağlı suç- kapsamına alan tasarının gerekçesinde, -Bir tokat atılması halinde dahi soruşturma açılıyor- ifadesinin kullanılması dikkat çekti.

Tasarı komisyonda

Adalet Bakanlığı’nca ceza yasalarına uyum gerekçesiyle hazırlanıp Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gönderilen 223 sayfalık kapsamlı tasarı, Adalet Komisyonu’nda bugün görüşülüyor.

Okullarda ve toplumda şiddetin giderek yaygınlaştığı dönemde aile içi şiddetin yaptırımını azaltan ve bu konuların soruşturulmasını zorlaştıran hükümlerin Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarıda yer alması tepkiyle karşılandı.

Mevcut yasa ne diyor?

Mevcut Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde şiddeti cezalandıran hüküm şöyle: -Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığını ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.-

Yasa, kasten yaralama suçunun -üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe- karşı işlenmesi halinde -Şikâyet aranmaksızın verilecek ceza yarı oranında artırılır- hükmünü de öngörüyor.

Şikâyet şartı aranıyor

Hazırlanan tasarıyla bu hüküm değiştiriliyor. Tasarının 156. maddesine göre, kasten yaralama suçunun üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı işlenmesi halinde şikâyet şartı aranacak.

Kasten yaralama suçunun üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı işlenmesi halinde öngörülen ceza miktarı da düşürülüyor.

Mevcut yasada bir yıldan üç yıla kadar olan cezanın -yarısı oranında artırılması- hükmü varken tasarıda -üçte bir oranında artırılır- deniyor. Maddenin değişiklik gerekçesinde şöyle denildi:

Tokada bile müdahale

-Aile bireylerine karşı işlenen kasten yaralama suçunun, ağırlığına bakılmaksızın, resen yani şikâyet aranmaksızın soruşturulabilir bir suç haline getirilmesi, örneğin bir tokat atılması halinde dahi aile bireyleri arasındaki ilişkiye hukuk adına müdahil olmayı gerektirmektedir.

Bunun doğurabileceği sakıncalar göz önünde bulundurularak TCK’nın 86. maddenin üçüncü fıkrasında yapılan işbu değişiklikle, aile bireylerinden birinin diğerine karşı işlemiş bulunduğu kasten yaralama suçundan dolayı, ancak şikâyet üzerine soruşturma ve kovuşturma yapılabilecektir.-

Kadın dernekleri ayakta

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

Dondurma Diyeti

Dondurma Diyeti
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Beslenme Uzmanı Diyetisyen Dr. Zeynep Koç, yaz mevsiminde çocuklara meyve suyu yerine dondurma, kiloları ile başı dertte olanlara da dondurmalı diyet önerdiklerini bildirdi. Dondurmanın, kalsiyum, fosfor, protein, A, E ve B grubu vitaminler içeren son derece besleyici bir gıda olduğunu belirten Dr. Koç, şöyle konuştu:

-Biz, çocuklara, meyve suyu yerine dondurma yemelerini tavsiye ediyoruz. Okul mönülerinde sürekli çocuklara meyve suları veriliyor, ancak konsantre hazırlanmış meyve sularında kalori dışında besleyici bir şey yok. Oysa ki çocuklar, sağlıklı büyümeleri ve iyi bir kemik yapısına sahip olmaları için son derece gerekli bir besin maddesi olan süt yerine, sıcakların geldiği bu günlerde gerekli kalsiyumu dondurma yiyerek alabilirler.-

Dondurmalı Zayıflama Diyeti
Bilinenin aksine şişmanların da dondurma yiyebileceğini söyleyen Dr. Koç, ”Dondurma yiyerek de zayıflanabilir. Zayıflama diyetlerinde de dondurmalı mönüler hazırlıyoruz” dedi. Bünyeye göre ayda ortalama 4 kilo verdirebilecek dondurmalı diyet mönülerinden 1200 kalorilik olanı şöyle:

Sabah
Şekersiz çay, iki kibrit kutusu peynir, bir dilim kepekli ekmek, domates, salatalık

Öğle
2 adet ızgara köfte, 4 yemek kaşığı sebze yemeği, salata, birçay bardağı yoğurt, bir dilim kepekli ekmek

İkindi
100 gram dondurma

Akşam
Bir kepçe çorba, 2 adet biber dolma, salata

Gece
Meyve (200 gr), bir çay bardağı süt.

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

İsveç Diyeti

İsveç Diyeti
1.ve 8.gün
Sabah
1 fincan kahve, 1 kesme şeker ile

Öğle
2 katı yumurta
1 porsiyon yeşil salata
Haşlanmış Ispanak
1 domates

Akşam
Biftek (200 gr.)

2. ve 9. gün
Sabah
1 fincan kahve, 1 kesme şeker ile
Bir meyve

Öğle
1 dilim salam
100 gr. yoğurt

Akşam
Biftek (200 gr.)
Yeşil salata

3. ve 10. gün
Sabah
1 fincan kahve, 1 kesme şeker ile
1 dilim kızarmış ekmek

Öğle
Haşlanmış ıspanak
1 domates, 1 meyve

Akşam
2 katı yumurta
1 dilim salam
Yeşil salata

4 ve. 11. gün
Sabah
1 fincan kahve,1 kesme şeker ile
1 dilim kızarmış ekmek

Öğle
1 katı yumurta
1 rendelenmiş havuç suyu
25 gr. beyaz peynir

Akşam
2 dilim portakal
100 gr. yoğurt

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

South Beach Diyeti

South Beach Diyeti
SELAHATTİN DÖNMEZ

1- Bireylerin diyet yaparken kendi toplumunun besinlerini kullanarak diyetlerini yapmalarına inananlardanım. Eğer burdaki gibi yemeklerini özel pişirecek, her öğün ve her güne ayrı yemek hazırlamaya vakitleri olacaksa yapmalarında sakınca yok. En azından diğer yöntemlere nazaran her besin grubunu içeren bir sistem.

Ancak bu diyetin Türk toplumunun beslenme alışkanlıklarını yansıtmadığı kesin. Verdiğiniz kiloları az miktarda olsa kebap, dondurma veya kekle yeniden hızla alacaksınız.

TAYLAN KÜMELİ

Bu, yiyeceklerin kalorileri tek başına kilo almada etkili ol¬madığı, karbonhidrat içeren besinlerin tüketiminin daha fazla açlık hissine neden olduğunu ve bu nedenle karbonhidrat içeren besinlerin azaltılması ya da uzun bir süre diyetten çıkarılması ve protein içeren besinlerin daha fazla tüketilmesi içerikli bir beslenme programıdır. Karbonhidratlar vücudumuza enerji veren besin grupları olarak bilinirler ve uzun süreli alımının kesilmesi durumunda,kandaki insülin dengesinin sağlanamaması ve de vücudumuza enerji sağlanmasında dengesizlik oluşumuna neden olacaktır. Ayrıca protein alımının vücudun günlük gereksiniminin üzerinde alınması da sağlıksız.

MUZAFFER KUŞHAN

Bu diyette karbonhidratlardan zengin yiyecek maddeleriyendiğinde bunlar açlık hissi veriyor ve kişi bu maddeleri daha çok tüketiyor. Kan şekerini çok çabuk yükselten bu maddeler çok insülin salgılanmasına ve kan şekerinin çok çabuk
düşüp kişinin sık acıkmasına neden oluyor.

Glisemik indeksi yüksek olan bu karbonhidratların yerine düşük olanları tercih etmek gerekiyor.
Atkins diyetinin sağlıklı hale getirilmiş hali. Etler yağsız. Yani hayvansal yağ tüketimi kaldırılmış. Yerine salatalara hakiki zeytinyağı konuyor.

ZUHAL GÜLER

İlk dikkati çeken yönü süt ve süt ürünlerinin yasak olmasıdır. Özellikle kalsiyum ihtiyacı için önemli olan bu besin grubu kemik ve diş sağlığımız için de çok önemlidir. Bu besin grubunun eksik tüketilmesi ileride kadınların osteoporoz gibi sağlık sorunları ile karşı karşıya kalmalarına neden olabilir.

Süt ürünleri gibi, bize enerji kaynağı olarak gerekli olan karbonhidratlar yasaklanmıştır. Diğer diyetlerde yaşanabilecek sağlık sorunları bu diyeti yapanları da tehdit etmektedir.

Ünlülerin diyetleri sınıfta kaldı!

Zone Diyeti

South Beach Diyeti

Montıgnag Diyeti

Ayırma Diyet

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

Cilt Tipinize Göre Korunun

Cilt tipinize göre korunun
Bu nedenle güneşin cildiniz üzerindeki etkisini tespit edip buna göre bir korunma yöntemi seçmenizde yarar var.

1- Aşırı hassas ciltler
Beyaz bir ten, beyaz-sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar genelde bronzlaşamaz, güneşte kızarırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 5-10 dakikadan fazla kalmamalılar.

Güneşlenirken yüzlerine koruma faktörü 35, vücutlarına da koruma faktörü 30 olan ürünleri sürmeli, güneşin en yoğun olduğu saatlerde (11.00 – 16.00) asla şapkasız ve güneş gözlüksüz dışarı çıkmamalılar.

2- Hassas ciltler
Açık renk ten, sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar, çabuk yanmalarına karşın çok zor bronzlaşırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 10 – 20 dakikadan fazla kalmamalılar. Güneşlenirken yüzlerine ve vücutlarına koruma faktörü 20 – 30 olan ürünleri sürmeli, mutlaka suya dayanıklı ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 15 olan ürünleri kullanabilirler. Saat 11.00 – 15.00 arasında güneşe çıkmaktan kaçınmalılar.

3- Az hassas ciltler
Açık, pembemsi cilt, mavi veya yeşil gözler. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı başaramazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 15 – 25 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 10 olan ürünleri tercih etmeli ve saat 11.00 – 15.00 arasında gölgede veya şemsiye altında oturmalılar. Bronzlaşanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8 olan ürünleri de tercih edebilirler.

4- Normal ciltler
Buğday tenli, koyu sarı veya kumral saçlar, mavi, yeşil veya kahverengi gözler. Genelde çabuk bronzlaşır ve güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 20 – 30 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8, su sporları yaparken koruma faktörü 10 ve suya dayanıklı olan ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 6 olan ürünleri kullanabilirler.

5- Sorunsuz ciltler
Esmer ten, koyu kumral veya esmer saçlar, kahverengi gözler. Çabuk bronzlaşır ve güneş yanığı nedir bilmezler. Ama yine de güneşe ilk çıktıklarında 30 – 40 dakikadan fazla kalmamalılar. Sorunsuz bir cilde sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 6 olan ürünleri tercih edebilirler.

6- Alerjik ciltler
Cildin güneşe karşı alerjik olmasının nedeni; UVA ışınları ve serbest radikallerdir. Bu nedenle uzmanlar, güneşe karşı alerjik bir cilde sahip olanların, tatile çıkmadan üç hafta önce, haftada 2 – 3 kez solaryuma girmelerinde fayda olduğunu söylüyorlar.

Alerjik olan ciltler, güneşlenirken koruma faktörü 20 – 25 olan ürünleri tercih etmeliler. Özellikle omuz, burun ve ayak tabanlarına bol miktarda koruyucu krem sürmeli ve her saat başı bunu tekrarlamalılar.

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

2005 İlkbahar-yaz Makyajı

2005 ilkbahar-yaz makyajı
İşte renk ve tarz modasına yön veren 8 ünlü marka ve 2005 ilkbahar-yaz makyaj -look-ları.

Christian Dior
Makyajın adı: Miam Beach
Önerdiği tarz: Rengarenk ve yaşam dolu.
Pembe ve turuncu ile renklendirilmiş bir ten; mor ve pasifik mavisi ile elektrik kazandırılmış bakışlar; şeker pembesi parlak dudaklar.

Ninna Ricci
Makyajın adı: French Riviera
Önerdiği tarz: Alabildiğine doğal, taze ve sağlıklı bir görünüm.

Loreal Makyajın adı: Jardin d’Eden
Önerdiği tarz: Olağanüstü bir doğallık.
Yanaklar açık kayısı rengi ile güneşin dokunuşlarını yansıtıyor; gözler mimozanın buz beyazı ile aydınlık, lila ile neşe kazanmış; dudaklarda ise parlak pembe hakim.
Tende güneş ışınlarının bıraktığı kayısı rengi hafif dokunuşlar; gözlerde kayısı ve vanilya renklerinin aydınlık verici karşımı; dudaklarda tatlı bir mercan rengi.

Anna Sui
Makyajın adı: Baby-Doll
Önerdiği tarz: Bebeksi bir yüz.
Porselen gibi bir ten; şeftali ve kayısı renklerini karıştırarak öne çıkarılmış yanaklar; yosun yeşili ile sınırsızca çevrelenmiş gözler ve mercan rengi dudaklar.

Shiseido
Makyajın adı: Lumiere Limpide
Önerdiği tarz: Sıcak ve soğuk renkleri bir arada kullanmak. Gözlerde soğuk metalik gölgeler, dudaklarda parlak ve tutkulu sıcak renkler.

Biotherm
Makyajın adı: Skin Loving Colors
Önerdiği tarz: Canlı renkler ve vinil efektlerle tam bir Pop-Art; korkusuz ve yaratıcı.
Yanaklarda koyu pembe, gözlerde olağan dışı bir karışım: fuşya, mor ve açık yeşil, dudaklarda kavuniçi.

Clarins
Makyajın adı: In the Mood For Love
Önerdiği tarz: Tasasız bir görünüm.
Çilek rengi yanaklar; şeker pembesi ve lavanta gölgelerle belirlenmiş gözler ve çilek dudaklar.

Bourjois
Makyajın adı: Paris Petille
Önerdiği tarz: Sevimli ve afacan bir görünüm.
Pembe yanaklar; pembe ve çok açık mavi ile çevrelenmiş cin gibi bakışlar; çok koyu pembe ile hemen göze çarpan dudaklar.

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

Dört Haftada Bikini Giyin

Dört haftada bikini giyin
Pürüzsüz cilt

Sadece pürüzsüz bir cilt gerçek bronzluğa kavuşur. Bu yüzden dört haftalık maratona başlamadan önce vücudunuza haftalık peeling uygulaması yapmayı unutmayın. Deniz tuzu, toz şeker ya da jojoba kökünün küçük tanecikleri cilt yüzeyindeki ölü deri hücrelerini arındırıyor.

Cilt yeniden canlanıyor, ortaya yeni pürüzsüz bir tabaka çıkıyor. Vücudunuza uyguladığınız aynı şeyler yüzünüz için de geçerli. Sağlıklı bir bronzluk için yüzün de pürüzsüz olması önem taşıyor. Enzim peelingleri ya da temizleme maskelerinin haftada bir kez düzenli olarak kullanmanız gerekiyor.

Peeling’i dairesel hareketlerle nemli vücuda uygulayın.

Ölü hücrelerin yoğun olduğu dirsek, diz ve topuk bölgelerine daha derinlemesine bir uygulama gerekiyor.

Gergin cilt

Hızlı ve görünür bir sonuç için her sabah vücudunuzu bir banyo fırçası yardımıyla dairesel hareketlerle fırçalayın. Bu uygulama hem kan dolaşımını harekete geçirir hem de dokularda birikmiş fazla sıvının atılımını sağlar.

Üstelik sonrasında vücudun co-enzim, ginseng yada gingo gibi sıkılaştırıcı etkisi olan maddeleri almasını da kolaylaştırır.

Son dakika sıkılaştırıcı program:

Deniz tuzu banyosu dokulardan fazla suyun atılımını sağlar, cildi gerginleştirir.

Tatile çıkmadan bir hafta önce hergün banyo suyuna eklediğiniz deniz tuzu içinde 20 dakika bekleyin.

Selülitlere son

İyi haber, yeni selülit kremleri cilt yüzeyindeki dalgalanmaları tamamiyle yok etmiyor ancak optik olarak düzeltiyor.

Anti selülit ürünlerini spor ve düzenli beslenmeyle birlikte kullandığınızda daha etkili sonuçlar elde ediliyor. Çünkü yüksek teknoloji kokteylleri portakal kabuğu görünümüne neden olan büyük yağ hücrelerini sistematik olarak ortadan kaldırıyor. Yosun, ısı ve masaj üçlüsü ise selülitle savaşta güçlü bir üçlü olarak kadınların hizmetinde.

Haftada bir kez düzenli olarak yağ hücrelerinin kırılarak vücuttan atılmasına yardımcı olmak gerekiyor. Bunun için yosun içerikli selülit ürünlerini vücuda uyguladıktan sonra 20 dakika yoğun ısıda durmak gerekiyor.

Bronzluğa ön hazırlık

Sahile indiğinizde solgun görünmemek için, tatile çıkmadan bir gün önce otobronzan kullanabilirsiniz. Ancak ürünün cilt yüzeyinde düzenli olarak dağılımı için önceden peeling yapın.

Otobronzan ürünlerin güneşten korumadığını bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Bu yüzden güneş kremi de kullanın.

Add comment Haziran 17, 2008 adiyamanlim

Previous Posts
  • Başlıklar

    Aşk Anne Çocuk Beslenme ve Diyet Cinsellik evlilik Güzellik ilişki Kariyer Magazin Makyaj moda Pratik Bilgiler Saç sağlık Yaşam Yaz Diyetleri Yaz Güzelliği Yaz Modası
  • Yeni gönderiler

  •